POLONYA YOL GÜNLÜKLERİ – FİLİPE İLE BİR GARİP OTOSTOP – HEDEF GDANSK

BİR GARİP OTOSTOP

Herkese selamlar

Bugünki yazımda Portekizli arkadaşım Filipe ile düzenlediğimiz yolculuktan bahsetmek istiyorum. Aylardan Mayıs. Erasmus’ta ikinci dönemdi. 15 gün vardı Türkiye’ye dönmeme. İlk dönem birlikte gezip, zaman geçirdiğim Türk arkadaşlarım, Türkiye’ye dönmüştü. Sınıfta birçok Avrupa ülkesinden insan vardı ancak Portekizli ağırlıktaydı. Filipe ve arkadaş grubu toplam 6 kişiydi ve hep beraber takılıyorlardı. Aramız normaldi ve ara sıra birlikte partiye gider, eğlenirdik, hep beraber. Daha sonra Filipe ile konuşmaya başladık ve baktık harbiden, çok eğleniyoruz. Kendisiyle oturup, bir plan yapalım dedik ve otostop çekip, Polonya’nın kuzeyine çıkalım, ordan Baltık denizini görüp, dönelim dedik. Günü belirledik, zamanı ayarladık. İlk olarak Varşova’ya gidicez, ordan da otostopla Bialsytok ve Gdansk yapıcaz. Bu Filipe, tren garına gidip, bilet sorcak sözde, Varşova’ya. Gidip, kendine bilet almış. Böyle garip bir çocuktu Filipe. Birlikte plan yapıyoruz o gidiyor, kendi başına bilet alıyor. Neyse dedim, bende Polskibus’tan bilet alarak, Varşova’ya geçtim.

VARŞOVA’DAYIZ

Varşova’da kültür ve sanat sarayının orda buluştuk. Gidenler bilir, Sovyetlerden kalma güzel, devasa bir bina. Yürümeye başladık ve o gün için bir hostel ayarladık. Bütün Avrupa bizim kebaba bayılıyor. Gerçekten çok güzel kebaplar var Avrupa’da. Ozellikle soslarına bayılıyordum bende. Çıktık hostelden Filipe ile birer kebap yedik. Varşova’da yürümeye başladık. Krakow’dan farklı geldi çünkü Krakow’un aksine, yüksek binaların olduğu daha modern bir yerdi. Krakow’un yeri her zaman farklıdır. Orda yaşadıklarımı hiçbir şeye değişmem. Hostele geçip, uyuduk ve ertesi günü bekledik.

KİMDİR BU FİLİPE?

Biraz Filipe’ten bahsetmek istiyorum. Sıfır numara saçıyla ve uzun sakallarıyla Filipe, karizmatik bir çocuktu. Çok eğlenceliydi. Uzun uzun sohbet ederdik. Kültürlü çocuktu. Araştırır, okurdu ve üstüne en önemlisi doğacıydı. Ertesi gün çantalarımız hazır, kartona Bialystok yazdık ve bir şehiriçi otobüse binip, otobana çıktık. Tabi islamafobi olduğu için Filipe uzun sakallarını kesmişti ve çok garip geliyordu gözüme. Güzel bir yer bulduk kendimize ve 15 dk arayla otostop çekmeye başladık. Mayıs ayı, güneş tepemizde tam 5 saat hiçbir araç durmadı. Üstüne polis durdu. Orda otostop çekemeyeceğimizi söyleyip, kimliklerimizi istedi. Ben pasaportu unutmuştum. Filipe, arkadaşta Portekizli dedi ve ordan uzaklaştık. 250 metre kadar geride beklemeye başladık ancak artık daralmıştık.

TATLI BİR ÇİFT

Veee bir jeep durdu önümüzde. Bir çift bizi almıştı. Arabada hiç unutmam, Sting- Fragile çalıyordu. Bu kibar çift bizi Bialystok şehir merkezine kadar götürdü, sağolsunlar. Yolları her daim açık olsun. Bizde günün yorgunluğuyla az biraz, Bialystok’u gezdik. Daha sonra başladık, yürümeye. Çünkü hava kararıyordu ve uyumak için bir yer lazımdı bize. Ormana girdik, çıktık derken, hava karardı. En son benim boyumda otların olduğu bir yerde, otları yatırdık ve iki ağacın arasında uyumaya karar verdik. Uyumak değil çileydi. İşin garibi, aşağıdaki fotoğrafı, sabaha karşı 3:38’te çektim. İlginç bir şekilde hava aydınlıktı 🙂 Devamı gelicek.

.

About the author

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir